Gündem Haber Son Dakika DHA YURT ÖZEL GÜNDEM -TEKRAR

DHA YURT ÖZEL GÜNDEM -TEKRAR

16 Okuyan

‘Bıçağın korkutucu gücüyle saldırıdan kurtulabilirdi bu yüzden meşru müdafaa yok’ERZURUM’da, karşılıklı yaralama suçundan yargılandıkları duruşma çıkışı, taraflar arasında çıkan bıçaklı kavgada İbrahim Hakkı Turgut’u (23) kalbinden bıçaklayarak öldürdüğü iddia edilen Zafer Çınar’a (30) verilen…

‘Bıçağın korkutucu gücüyle saldırıdan kurtulabilirdi bu yüzden meşru müdafaa yok’

ERZURUM’da, karşılıklı yaralama suçundan yargılandıkları duruşma çıkışı, taraflar arasında çıkan bıçaklı kavgada İbrahim Hakkı Turgut’u (23) kalbinden bıçaklayarak öldürdüğü iddia edilen Zafer Çınar’a (30) verilen 18 yıl hais cezasının gerekçeli kararı açıklandı. 35 sayfalık gerekçeli kararda, Çınar’ın, elindeki bıçağın korkutucu gücüyle saldırıyı ‘defetme’ imkanı olduğu buna rağmen öldürme eylemini gerçekleştirdiği bildirilerek, cezada meşru müdafaa indirimi yapılmadığı kaydedildi. Sanığa, suç işleme konusunda ısrarcı olması ve uslanmaz kişiliği bulunması nedeniyle de iyi hal indirimi uygulanmadığı belirtildi.

Olay, geçen yıl 21 Mayıs günü Yakutiye ilçesindeki Cumhuriyet Caddesi’nde meydana geldi. Bıçaklı yaralama suçundan davalık olan taraflar, duruşma çıkışı, cadde ortasında karşılaşınca kavga etmeye başladı. Kavgada Zafer Çınar, İbrahim Hakkı Turgut’u kalbinden bıçaklayarak öldürdü. Zafer Çınar da Turgut’un arkadaşı tarafından bıçakla yaralandı. Mobese kameralarına yansıyan olaydan sonra gözaltına alınan Zafer Çınar, tutuklanarak cezaevine koyuldu.

Kavgaya karışan ağabeyi Sadri Çınar ise serbest bırakıldı. Kamera görüntülerinin delil olduğu soruşturma sonunda 2 kardeş hakkında, Erzurum 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası istemiye dava açıldı. 

18 YIL CEZA

Erzurum 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde 10 Mart günü görülen karar duruşmasında, ağabey Sadri Çınar,  beraat etti. Zafer Çınar ise aynı suçtan haksız tahrik indirimiyle 18 yıl hapis cezası verildi. Kararda iyi hal indirimi uygulamadı.

45 DAKİKA KALP MASAJI YAPILMIŞ

Mahkeme, müebbet hapis cezası ile yargılanan sanığa verdği 18 yıllık hapis cezasının gerekçeli kararını açıkladı. 35 sayfalık gerekçeli kararda, Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı uzmanları tarafından hazırlanan epikriz raporuna da yer verildi. Raporda, ‘ölen İbrahim Hakkı Turgut’a acil serviste yaklaşık 20 dakika kalp masajı uygulandığı, bu sürede bilincinin kapalı olduğu, ardında ameliyata alındığı ancak aynı gece yoğun bakım servisinde kalbinin durduğu 45 dakika kalp masajı uygulanmasına rağmen hayatını kaybettiği’ bilgisi yer aldı. 

‘ISRARLA MAKTÜLE SALDIRDI’Gerekçeli kararda, sanık yönünden meşru müdafaa koşullarının oluşmadığı bildirilerek, şöyle denildi: “Sanığın elinde bulunan bıçak ile saldırıyı defetme imkanı olduğu gibi, elindeki bıçağın korkutucu gücüyle maktule bıçağı isabet ettirmeksizin saldırıdan kurtulma imkanının bulunduğu halde, sanığın eylemini sonlandırmayıp maktule ısrarla saldırmak suretiyle ölümüne sebebiyet verdiği olayda, sanık hakkında meşru müdafaa veya meşru müdafaada sınırın aşılması hükümleri uygulanmamıştır.”

İLK SALDIRIYI KİM YAPTI BELİRLENEMEDİ2 taraf arasındaki olayın kim tarafından başlatıldığı belirlenemediği, bu yönde sanık ile görgü tanıklarının çelişkili ifade verdiği kaydedilerek, “Sanık veya tanığın beyanı hükme esas alınmamış, dosyada bulunan güvenlik kamera görüntülerinden de olayın başlangıç anının belirlenemediği görülmüş, bu doğrultuda Yargıtay kararları ve benzer içtihatlar nazara alınarak haksız tahrik uygulanmış ancak ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı belirlenemediğinden indirim asgari seviyede tatbik edilmiştir” denildi. 

‘USLANMAZ KİŞİLİĞİ VAR’Gerekçeli kararda sanık Zafer Çınar’a verilen cezada iyi hal indirimi uygulanmasın gerekçesi de şöyle açıkladı: “Sanığın yargılama aşamasında, özellikle ilk celsede tanıkların beyanı alınırken söz verilmeden sık sık müdahale ederek duruşma düzenini bozduğu, sanığın dosyada bulunan adli sicil kaydına göre tekerrüre esas çok sayıda sabıkasının olması, suç işleme konusunda ısrarcı ve uslanmaz kişiliği nazara alındığında yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından, şartlar oluşmadığından sanık hakkında TCK’nın 62’nci maddesi uygulanmamıştır.”

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜARŞİV-Mobese’nin kaydettiği görüntüler-Birbirlerine saldırmaları-Bıçakları sallamaları-Olay yeri-Yerde yatan İbrahim Hakkı Turgut -Sağlık ekiplerinin gelişi -Toplanan kalabalık -Erzurum adliyesi

Haber: Hümeyra PARDELİ/ERZURUM,

Haber Kodu : 200505049

===========================

Küçük karavanlara talep arttı

SAKARYA’nın Arifiye ilçesinde, karavan üretilen firmanın yönetim kurulu başkanı Engin Başoğlu, koronavirüs salgını nedeniyle karavana taleplerin arttığını, en büyük ilginin ise trafik tescil kaydı gerekmeyen, 750 kilo altındaki karavanlara gösterildiğini söyledi.

Koronavirüs salgını nedeniyle yaz tatili planı yapan ailelerin kalabalık oteller yerine karavanlara yönelmesi, sektörde büyük patlamaya neden oldu. Birçok üretici firma, teslimat sürelerini 4 ile 6 haftada sağlarken, en çok tercih edilen modeller ise ruhsat ve tescil gerektirmeyen, 750 kilo altındakiler oldu. 4 kişilik, içinde duşu ve güneş paneli bulunan karavan modellerinin günde ortalama 6 adet satıldığını belirten Başoğlu Karavan Yönetim Kurulu Başkanı Engin Başoğlu, “Koronavirüs çıktığından beri talepler fazlalaştı. İnsanlar otelleri istemedikleri için çadır ve karavan turizmine yöneldi. Biz de bunu fark ederek zaten erkenden tedbirlerimizi aldık” dedi.

Karavan satın almanın lüks olmaktan çıktığını söyleyen Başoğlu, “Türkiye şartlarında 4 kez 10’ar günlük tatil parasıyla rahatlıkla karavan alınabiliyor ancak sanırım çok abartılıyor bazı şeyler. Bu ürettiğimiz 4 kişilik karavanlar tüm ev konforunu sağlıyor. Her türlü lüksü var, tuvalet, duş sistemi, havalandırması, masası, buzdolabı, gerekirse ısıtıcı, güneş enerjisi gibi imkanları var. Bunların bazıları evlerde bile yok. Ortalama 35 bin TL’den başlayan fiyatlar var, aksesuarlarla bu fiyat artıyor” diye konuştu.

Engin Başoğlu, tescil kaydı gerekmemesi nedeniyle en çok tercih edilen modellerin 750 kilo altındakiler olduğunu dile getirerek, “Örneğin; ‘Caretta Uncle’ serimiz 4 kişilik bir karavan. İçerisinde mutfağı, duşu ve elektrik panelleri, oturma grubu var. Buna rağmen 750 kilo altında bir model bu. 750 kilo altındaki karavanlarda trafik tescil kaydı yapılmıyor, dolayısıyla vatandaşlar hiçbir kayıt sorumluluğu olmadan araçlarının arkasına bu karavanları bağlayarak yolculuğa çıkabiliyor” dedi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ—————————–Karavan mağaza ve üretim detay Engin Başoğlu Röp. Engin Başoğlu’nun karavanları tanıtması Detay 

HABER-KAMERA: Ramiz Kaan OKTAR/ARİFİYE (Sakarya),(DHA

Haber Kodu : 200505038

=======================

Diş hekimleri ek ödemelerini personel ile paylaştı ERZURUM Ağız Diş Sağlığı Merkezi hekim ve klinik yardımcıları, ek ödemelerini personelle paylaştı. Başhekim Dr. Feridun İlday, 90’a yakın hekimin katıldığı kampanyada toplanan yaklaşık 30 bin TL’yi 86 personele dağıttıklarını söyledi. 

Erzurum’da 26 poliklinikte 90’a yakın diş hekimiyle hizmet veren Ağız Diş Sağlığı Merkezi, koronavirüs salgını sonrası Sağlık Bakanlığı’nın talimatıyla sosyal izolasyonu uygulamak için poliklinik hizmetini azalttı. Ramazan nedeniyle iftar sonrası artan hastalara hizmet için 12 hekimin görev yaptığı merkeze gelenler dezenfektan ile elleri temizlenip, ateşleri ölçüldükten sonra içeri alınıyor. Kayıt işlemleri yapılan hastalar, daha sonra polikliniklerde özel kıyafetleriyle çalışan hekimler tarafından muayene ediliyor.  

Virüs tedbirleri altında çalışmanın sürdürüldüğü merkezde hekimler anlamlı bir çalışmaya imza attı. Merkez başhekimi Dr. Feridun İlday’ın girişimiyle hekimler, ek ödeneklerini personelle paylaşma kararı aldı. ‘Biz bize yeteriz’ diyen hekim ve klinik çalışanları ek ödeneklerinden ayırdıkları toplam 30 bin TL’ye yakın parayı merkezde görevli 86 personele dağıttı. Erzurum Ağız, Diş Sağlığı Merkezi olarak hastaları mağdur etmeden gerekli koruyucu tedbirleri alarak çalıştıklarını söyleyen Başhekim Dr. Feridun İlday, “Hem halkımızı hem de kendimizi korumaya çalışıyoruz. Devletimiz özlük haklarımızı en üst seviyede tuttu. Hekimlerimizin ve sağlık çalışanları ek ödemelerini en yüksek tavandan aldı. Burada hekim arkadaşlarımız hayırsever bir hareket yaptı. Hekimlerimizin ve klinik yardımcısı çalışanların büyük katkılarıyla durumu daha düşük diğer arkadaşlara yardım ettik. Aramızda topladığımız yaklaşık 30 bin TL’yi personelimize dağıttık. Bu uygulama pandemi sürecince devam edecek” diye konuştu.

GÜNDE 200’E YAKIN HASTAMerkezin günde 24 saat hizmet verdiğini belirten İlday, “Sağlık Bakanlığımızın ve il müdürlüğümüzün talimatları doğrultusunda 25 olan klinik sayısını sosyal izolasyon sebebiyle azalttık. Şu an merkezin giriş katında 12 hekim arkadaşımızla hizmet veriyoruz. Ramazan sebebiyle özellikle iftar sonrası hasta sayısı artıyor. Günde 130-140 arasında olan hasta sayısı bazen 200’e ulaşabiliyor. Ama her türlü sağlık tedbiri altında vatandaşa gereken tedavi uygulanıyor” dedi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Ağız Diş Sağlığı Merkezi’nden görüntü-Hasta ve vatandaşlara dezenfektan uygulanması-Hastaların ateşinin ölçülmesi-Polikliniklerden genel ve detay-Dt. Feridun İlday ile röp-Merkez doktorlarının bazıları-Merkez çalışanları-Kliniklerde tedavi edilen vatandaşlar

Haber: Salih TEKİN – Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

Haber Kodu : 200505039

======================

Ülkelerine dönemeyen 3 Azeri gence valilik sahip çıktı AZERBAYCAN’dan çalışmak için geldikleri Türkiye’de mahsur kalan ve paraları bittiği için geceyi cami avlusunda geçiren Anar Abasov, İlgar Ragiyev ve Temroz Hacıyev’e, ASİMDER Genel Başkanı Göksel Gülbey ile Iğdır Valiliği sahip çıktı. Valilik, 3 Azeri genci yurda yerleştirdi.

Anar Abasov, İlgar Ragiyev ve Temroz Hacıyev,  çalışmak için Türkiye’ye geldi. 3 gençten ikisi Antalya‘da, biri de İzmir’de çeşitli işlerde çalıştı. Koronavirüs salgını başlayınca da ülkelerine gitmek için izin belgeleriyle Iğdır’a geldi.  Ancak sınır kapılarının kapalı olması nedeniyle gençler Türkiye’de mahsur kaldı. Dilucu Gümrüğü’nden geçişlerine izin verilmeyen Anar Abasov, İlgar Ragiyev ve Temroz Hacıyev, Azerbaycan Konsolosluğu ile yaptıkları görüşmelerden de olumlu sonuç alamadı. Paraları olmadığı için geceyi, Sanayi Mahallesi’ndeki Sanayi Camii’nin avlusunda geçiren gençlere, Demirören Haber Ajansı’nın, ‘Ülkelerine dönemeyen 3 Azeri genç, yardım bekliyor’ başlıklı haberi üzerine, Uluslararası Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMDER) Genel Başkanı Göksel Gülbey, el uzattı. Gülbey, 3 genci otele yerleştirdi ve yemek ile barınma masraflarını karşıladı.Iğdır Valiliği de harekete geçerek, Göç İdaresi Müdürlüğü’ne ait araçla otelden aldırdığı gençleri, Kredi Yurtlar Kurumu’na ait yurda yerleştirdi.ASİMDER Genel  Başkanı Göksel Gülbey ve Iğdır Valiliği’ne teşekkür eden Anar Abasov, “Türk ve Azeri kardeşliğine bir kez daha şahit olduk. Konsolosluk sahip çıkmayınca ilk geceyi cami avlusunda geçirdik. DHA’nın haberi üzerine önce ASİMDER Genel Başkanı Göksel Gülbey, sonra da Iğdır Valiliği bize sahip çıktı. Herkese teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ASİMDER Genel Başkanı ile röp-Anar Abbasov ile röp-3 Azeri’nin polisler tarafından alınması-Araçlara bindirilmesiHaber-Kamera: Suat DENİZ/ IĞDIR,

Haber Kodu : 200505048

=======================

Şanlıurfa’da sahurda paket ciğer kebabına ilgi 

ŞANLIURFA’da Ramazan ayında geleneksel hale gelen sahurda ciğer yeme alışkanlığı, bu yıl koronavirüs salgını nedeniyle paketlenerek evlere servis ediliyor.

Kebap diyarı Şanlıurfa’da, ramazan ayında en çok tüketilen yöresel lezzetler arasında yer alan ciğer kebabı, koronavirüs tedbirleri kapsamında lokantalara girişin yasaklanmasıyla işletmeler tarafından paketlenerek evlere servis ediliyor. Bazı vatandaşlar ise sahur vakti geldikleri lokantaların önünde pişen ciğerleri dürüm yaparak tezgah başında tüketiyor. Daha önceki yıllarda iftardan sahura kadar günde 3 ile 5 ton arasında sakatat tüketilen kentte bu yıl koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında isteyenlere kebaplar evlere servis yapılıyor. Bu lezzetten mahrum olmak istemeyenler ise az sayıda açık bulunan lokantalara giderek paket siparişini veriyor. Gece yarısından sonra ciğerci tezgahlarına gidenler, ocaklarda peşin kebapları soğumaması için paketleyip evlerine götürüyor, ya da tezgah başında tüketiyor.

Kentteki ciğer kebapçılarından Mustafa Taşkıran, Ramazan ayında özellikle sahurda ciğer kebabı lezzetinden bu yıl insanların mahrum kaldığını ifade ederek, “Ramazan ayı olunca vatandaşlar iftardan sahura kadar ciğer tüketiyordu. Bu yıl çoğu işyerinin kapalı olması ve getirilen hijyen kuralları dolayısıyla bu yılı buruk geçiriyoruz. Bizlerde geleneksel hale gelen ciğer yeme alışkanlığına bir nebze katkıda sunmak adına paket servisine başladık. Müşterilerimiz telefonla sipariş veriyor. Bazen de kendileri gelip alıyor. Bazıları ise tezgah başında ayakta yemeyi tercih ediyor” dedi.

Önceki yıllarda Ramazan ayında günlük 3 ile 5 ton arasında sakatat tüketiminin olduğunu bir ay boyunca 200 ton civarında kent merkezinde ciğer tüketildiğini belirten ciğerci Ali Güven ise şunları söyledi:

“Bu yıl bütün mesleklerde olduğu gibi ciğercilerde koronavirüs salgını nedeniyle iş yapamaz duruma geldi. Daha önceleri sahurda sokaklar ve ciğerciler tıklım tıklımdı bu yıl tam tersi oldu. Sokaklar bomboş ciğer tezgahlarının çogu ise kapalı durumda. Bizlerde gelen talep üzerine işyerini açtık. Günlük taze ciğeri baharatlarla kömür ateşinde pişirdikten sonra sıcak ekmek ve yeşilliği, soğanı, acı biberiyle birlikte paketliyoruz. Müşterilerimiz önceki yıllarda lokantamızın içerisinde sohbet ortamında sıcak sıcak ciğer kebabını tüketiyordu ancak salgın nedeniyle şimdi hazırladığımız ciğer kebabı paketlerini alarak evlerinde tüketiyor.”Bu yıl sahurda ciğer keyfini yapmamanın burukluğunu yaşadığını ifade eden Umut Bağcı ise sipariş verdikleri kebabı soğumaması için kendi araçlarıyla götürdükleri evlerinde tükettiklerini kaydetti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ—————————————-Sahurda ocakbaşında yapılan çiğerPaket siparişi veren müşterilerKepapların pişirilip paketlenmesiMüşteri ve çiğercilerle yapılan röp.Genel ve detay görüntüler

Haber: Ali LEYLAK-Kamera: Ömer ŞULUL -ŞANLIURFA – DHA)

Haber Kodu : 200505015

==========================

Gaziantep’te iftarların vazgeçilmezi ‘Ramazan Kahkesi’

GAZİANTEP’te, sadece Ramazan ayında yapılan ve raflardaki yerini alan bir tür simit olan ‘Ramazan Kahkesi’ sahur ve iftar sofralarının vazgeçilmez lezzeti oldu.

Gaziantep’te, çocuklara oruç tutmayı sevdirmek amacıyla, sadece Ramazan ayında yapılan bir tür simit olan ‘Ramazan Kahkesi’, Gaziantepliler’in iftar ve sahur sofralarının vazgeçilmez lezzeti oldu. Halep Kahkesi olarak da bilinen Ramazan Kahkesi’ni kentte yaşayanlar, özel aroması, tokluk hissini artırması ve damakta bıraktığı lezzetten dolayı tercih ediyor. Kilosu 20 liradan satılan kahke; un, pekmez, mahlep, süt ve sıvı yağ ile yapılıyor.

Kenette uzun yıllardır pastane işleten Ahmet Çınarlı, Ramazan Kahkesi’nin, Gaziantep’e özel olduğunu ifade ederek, “Ramazan Kahkesi bizim özel ürünümüz. Sadece Ramazan ayında çıkıyor. İnsanlar iftarda sahurda tüketiyor. Özellikle aromalı kokusu insanı çekiyor. İstanbul için Ramazan pidesi neyse bizim için Ramazan Kahkesi o anlama geliyor. Satışlarımızdan oldukça memnunuz. Gaziantep bir lezzet şehri ve insanımız damak tadına önem verdiği için bu kahkeden vazgeçemiyor” dedi.  Vatandaşlar da her yıl sadece Ramazan ayında üretilen kahkenin bir gelenek olduğunu, iftar ve sahur vakti mutlaka sofralarında bulundurduklarını ifade etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ———————————-Ramazan SimitiRamazan Simidinin pişmesiMüşterilerin almasıMüşteriler ile röpAhmet Çınarlı ile röp.Genel ve detay görüntülerHaber: Eyyüp BURUN Kamera: Kadir GÜNEŞ -GAZİANTEP-DHA)

Haber Kodu : 200505014

=========================

Beytüşşebap’ta ilk kez sığır balıkçılı kuş türü görüntülendi

ŞIRNAK’ın Beytüşşebap ilçesi havaların ısınmasıyla göçmen kuşların akınına uğrarken ilçede ilk defa sığır balıkçılı (Ardeidae) familyasından bir kuş türü görüldü.

Beytüşşebap ilçesinde havaların ısınmasıyla göçmen kuşların uğrak yeri oldu. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin verimli yaylaların bulunduğu Beytüşşebap’a göçen kuşlar arasında sığır balıkçılı (Ardeidae) familyasından bir kuş türü görüntülendi. İlçede ilk kez görülen sığır balıkçılı kuşunu görüntüleyen Sabır Aşan, kuşları tesadüfen gördüğünü söyledi. Sığır balıkçılı kuşunu görüntülerken heyecanlandığını anlatan Aşan, “Kuşları Ali Çavuş Mahallesi ve Praz mevkiinde bulunan arazilerde görüntüledim. Bu kuş türü ilk kez ilçemizde görüldü” dedi.

KURU OTLU HABİTATLARDA BULUNUYORBüyükbaş hayvanlardan ürkerek kaçan küçük sürüngenler ve böceklerle beslenen bu kuş türü zamanının büyük bölümünü sudan uzak kuru bölgelerde geçiriyor. Yerleşim yerlerine de sıkça yaklaşan bu kuşlar diğer balıkçıllardan farklı olarak çoğunlukla kuru otlu habitatlarda bulunuyor. Sığır balıkçılı Türkiye’de yıl boyu sıkça görülen ve üreyen türler arasında yer alıyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde Dicle ve Fırat nehirleri kıyısında yaşamını sürdürüyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————Bölgeden görüntüKuşlardan görüntüSabır Aşan’ın konuşmasıGenel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Emin BAL/ BEYTÜŞŞEBAP (Şırnak),

Haber Kodu : 200505084

=====================

Sınıf öğretmeni, okulların tatil edilmesiyle konargöçer hayatına başladı

ŞANLIURFA’da sınıf öğretmenliği yapan Veysel Elban (29), koronavirüs nedeniyle okullara ara veirlmesi üzerine ailesinin kaldığı Bingöl’deki yaylaya gelerek, koyun kırkıp, süt sağarak, konargöçer hayatına başladı.

Şanlıurfa’daki Eyyubiye İlkokulu’nda sınıf öğretmenliği yapan Veysel Elban, koronavirüse karşı alınan tedbirler kapsamında eğitime ara verilmesiyle, konargöçerlik yapan ailesinin yanına geçici olarak yerleşti. Ailesinin şu anlık yerleştiği Bingöl’deki Kuruca mevkiisinde bulanan yaylaya gelen öğretmen Elban, ailesine destek için koyun kırkıp, süt sağacak. 

Koronavirüs nedeniyle okulların tatil edilmesinden dolayı yaylaya gelip, ailesine yardım ettiğini anlatan Elban,”Babamın mesleğinin zorluğundan dolayı mümkün oldukça onlara yardımcı olmak için buradayım. Konargöçer oldukları için koyun sağma olsun, kırpma olsun, süt sağma olsun bu konularda yardım etmeye çalışıyorum” dedi.

‘BİNGÖL’DEN SONRA ERZURUM’DAKİ YAYLAYA GÖÇECEĞİZ’Konargöçerliğin zorluğunu anlatan baba Murat Elban (55) “Buraya Elazığ merkez Yemişli köyünden geldik. Göçerlik yaptığımız ve küçükbaş hayvanlarımızı otlatmak için geldik. Genel bu mayıs ayında burada oluyoruz. Burada 45 gün kaldıktan sonra çadırlarımızı söküp, Erzurum’daki yaylaya göçeceğiz. Orada da 4 ay konaklayacağız. Çocuklarım çalıştığı için hepsi bir yerde kendi görevlerini yapıyor. Burada 500 hayvana kardeşim, eşim ve öğretmen oğlum Veysel ile birlikte bakıyoruz” diye konuştu. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————Göçerlerin koyunlarını otlatmasıGöçerlerin Çadır kurmalarıMurat Elban’ın konuşmasıVeysel Elban’ın konuşmasıGenel ve Detay görüntüler

Haber-Kamera: Aziz ÖNAL/BİNGÖL,

Haber Kodu : 200505036

====================

Gönüllü kadınlar günde 30 bin maske üretiyor

RİZE’nin Güneysu ilçesinde gönüllü kadınlar, günde 30 bin maske üretiyor. Üretilen maskeler il genelinde dağıtılıyor. 

Güneysu Halk Eğitim Merkezinde maske üretimi için çalışma başaltıldı. Kurulan tezgahlarda gönüllü görev alan kadınlar işe koyuldu. Top halinde gelen kumaşlar önce makinede kıvrılarak kesimi yapılıyor, ardından dikilerek ütüleniyor. Günde 30 bin dolayında maske üretiliyor. Paketlenen maskeler, kolilerle Valiliğe gönderilerek dağıtımı yapılıyor. 

Güneysu Kaymakamı Arif Oltulu, Cumhurbaşkanlığı tarafından başlatılan ücretsiz maske dağıtımı projesi kapsamında Rize Valiliğinin desteğiyle maske üretim makinesi satın aldıklarını belirterek, “Hem Güneysu ilçesi, hem de Rize merkez ve diğer ilçeler için günde 30 bin maske üretimi yapılmaktadır. Ülkemizin ve ilçemizin koronavirüs salgını ile mücadele ettiği bu günlerde Güneysulu fedakar ablalarımız, kardeşlerimiz bizde bu mücadelede varız diyerek vatandaşlarımıza ücretsiz maske temin etmeleri için emek harcamalarını örnek bir davranış olarak görüyoruzö dedi.

‘TALEBE GÖRE SAYIYI ARTIRABİLİRİZ’Güneysu Halk Eğitim Müdürü Adnan Yığcı da maske üretiminde çalışan gönüllü kadınlara teşekkür ederek, “Üretime başladığımızda elle kesim yapıyorduk. Şu an kesme makinesi aldık. Günlük 30 bin maske için kesim yapabiliyoruz. Bu sayı talep artınca 100 binlere çıkabilir. Rize’nin ilçelerinden gelen taleplere yetişmeye çalışıyoruz. Ürettiğimiz maske il ilçelerimizde vatandaşlara ücretsiz dağıtılıyor. Güneysu ilçemizden gelen herkese de maske veriyoruz. Esnafımıza kamu kurumlarına maskeleri gönderiyoruz. Şu an çay fabrikalarından talep var. Onlara maske yapmayı planlıyoruz” diye konuştu.5 çocuk annesi Rukiye Mutlu (57) gönüllü olarak maske üretimine katkı vermek için her gün 8 saat çalıştıklarını belirterek, “Bu salgında bizde üzerimize düşeni yapmak için kollarımızı sıvadık. Vatanımız milletimiz ve çocuklarımız için bunu yapıyoruz” dedi.Gürcan Bayraktar ise “Allah sağlık verdikçe biz burada üretim yapacağız. İnşallah tez zamanda bu virüs kaybolur. Ramazan olduğu için ben kendim ancak 500 tane üretebiliyorum. İnşallah bu salgınla mücadelede bizimde küçükte olsa katkımız olurö ifadelerini kullandı.  

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-Kolilenmiş maskeler-Maske yapım aşamaları-Gönüllüler ile röportaj-Halk Eğitim Müdürü Adnan Yığcı’nın açıklamaları

Haber-Kamera: Aytekin KALENDER RİZE-DHA

 Haber Kodu : 200505016

=====================

Karantina yurdundaki üniversiteli Beliz: İyi ki ülkeme döndüm

KORONAVİRÜS salgını nedeniyle Belçika’dan Türkiye’ye getirilip, 14 günlük karantina süreci için Gümüşhane’deki yurda yerleştirilen Beliz Temizgezek (22), “Her gün bütün ihtiyaçlarımız karşılanıyor. Yemeğimiz, suyumuz, çayımız ne istersek geliyor. Her şeyden memnunum. İyi ki ülkeme döndüm” dedi.

Belçika’dan yeni tip koronavirüs tedbirleri kapsamında 21 Nisan’da ülkeye dönüşleri sağlanıp, Trabzon ve Gümüşhane’deki öğrenci yurtlarında karantina altına alınan 328 kişi, 14 günlük gözetim sürelerinin dolmasını bekliyor. Her gün düzenli olarak sağlık kontrolünden geçirildiklerini belirten karantinadaki vatandaşlar, kendilerine gösterilen ilgiden dolayı mutlu olduklarını ifade ederek, memnuniyetlerini dile getiriyor. 

Gümüşhane’de Ahmet Ziyaüddin Yurdu’nda karantina süreci devam eden Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi Beliz Temizgezek, İtalya’dan yurda gelme sürecinde yaşadıklarını anlattı. İtalya’ya ERASMUS programı dahilinde gittiğini anlatan Temizgezek, 6 aylık programının 2’inci ayından sonra ortaya çıkan virüs nedeniyle Türkiye dönmeye karar verdiğini söyledi. Temizgezek, “Roma’da Erasmus yapıyordum. Roma’da altı ay kalmam gerekiyordu. 2 ay kalabildim daha sonra Belçika’ya gittim. Çünkü Roma’daki durum çok kötüydü. İtalya’da durumlar çok büyük patlak verdi. İtalya’da sosyal hayat çok yoğun bir şekilde ilerliyordu. Sokaklarda sosyal yaşam devam ediyordu, hiç kimse virüsü ciddiye almadı, ve festivallere katıldıkları için durumlar iyice kötüleşti. Belçika’ya gitmeye karar verdim. İtalyanca konuşamayacaksak, sosyal hayata katılamayacaksak ve okula gidemeyeceksem İtalya’da kalmanın bir anlamı yoktu. ERASMUS yapmamın nedeni zaten dilimi geliştirmektiö diye konuştu.

‘ÜLKEME DÖNDÜĞÜM İÇİN MUTLUYUM’Ülkeye döndüğü için mutlu olduğunu aktaran ve gözetim sürecinde kendilerine çok iyi bakıldığını belirten Temizgezek, “Geldiğimizde Gümüşhane’deki çalışanlar bizi çok iyi karşıladılar. Bir sıkıntı olmadı. Burada her gün bütün ihtiyaçlarımız karşılanıyor. Yemeğimiz, suyumuz, çayımız ne istersek geliyor. Sadece odalarımızdan çıkmamız bekleniyor. Bununda dışında her şeyden memnunum. İyi ki ülkeme döndüm. Karantina bitince evime döneceğim. İnşallah sizlerde sosyal mesafenizi koruyorsunuzdur. İtalya gibi bir duruma düşmeyi kimse istemez. Ülkeme döndüğüm için mutluyum” dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-Havalimanı görüntüsü-Karantina odasında Temizgezek’in konuşması-Karantina odasından detaylar-Yurttan görüntüler

HABER KAMERA:  Sinan UÇAR/GÜMÜŞHANE, –

Haber Kodu : 200505017

=============================

İtalya ve İspanya’nın üretemediği çiçek, Antalya’dan gidecek

KORONAVİRÜS nedeniyle zor günler geçiren, 125 milyon dolarlık ihracat hedeflerken rakamları eksileri gösteren kesme çiçek sektörü, gözünü İspanya ve İtalya pazarlarına çevirdi. Antalya merkezli sektör, koronavirüs nedeniyle üretim yapamayan bu iki ülkenin çiçek ihtiyacını karşılayacak.

Turizmin olduğu kadar örtü altı üretimin de başkenti olan Antalya, kesme çiçek sektöründe de adından söz ettiriyor. Her yıl milyonlarca dal çiçek Antalya’dan hem TIR’larla, hem de uçak kargo ile başta dünyanın çiçek merkezi Hollanda olmak üzere İngiltere, Almanya, Ukrayna, Romanya gibi Avrupa ülkelerine gönderiliyor. Önceki yıllarda Rusya’ya çiçek gönderen kesme çiçek üreticileri, son yıllarda Rusya’nın çiçek ihracatına kapıyı kapatmasıyla buraya çiçek ihraç edilmez oldu. Antalya’dan özellikle karanfil, gerbera çiçekleri ihraç edilirken bu yıl tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını çiçekçileri de olumsuz etkiledi. 2019 yılını 107 milyon dolarla kapatan sektör, bu yıla 125 milyon dolar hedef koymuştu, ancak mayıs ayında ihracat rakamları eksileri gösterdi.

ÜRÜNLER ÇÜRÜDÜOrta Anadolu Süs Bitkileri ve Kesme Çiçek İhracatçı Birliği Başkanı İsmail Yılmaz, çiçek sektörünün koronavirüs salgınından olumsuz etkilendiğini, hatta ücretsiz dağıtmak istediklerinde dahi ‘virüs taşır’ endişesiyle kabul görmediğini söyledi. Yılmaz, “Milyonlarca çiçeği çöpe atmak zorunda kaldık. Mevsimlik üreten üreticiler çok zarar gördü. Son derece olumsuz etkiledi. Oteller işletmeler kapatılınca bu ürünler çürüdü ve çöpe atılıyor” dedi.

‘İLK VAZGEÇİLEN SEKTÖRÜZ’Evde kalınan bu süreçte vatandaşlara çiçek alınması, evlere çiçek götürülmesi yönünde tavsiyede bulunan Başkan Yılmaz, koronavirüs krizinde çiçekçilik sektörünün ilk vazgeçilen sektör olduğunu söyledi. Yılmaz, “Sektörümüz ne yazık ki lüks tüketim gibi görülüyor. İnsanlarımız bir çiçeğe 10-15 lira verince gereksiz masraf olarak görüyorlar. Geçen yılı 107 milyon dolarla kapatmış, bu yıl 125 milyon dolar hedeflemiştik. Fakat bu süreçte ihracat rakamlarımız hızla düştü. Mart ve nisan ayını yüzde 40 kayıpla kapattık” dedi.

Kriz sona erse bile insanların hemen çiçeğe yönelmeyeceğini düşündüğünü belirten İsmail Yılmaz, “Maalesef sektörün toparlanması bizim için çok geç olacak. Sektör normale dönünce de yıl bitmiş olacak. Yeni yıl için üreticinin elinde para olmayacak. Üreticimize kredi verilmesini talep ediyoruz. Ayrıca kamu bankalarına ait kredilerimizin de en az 1 yıl faizsiz ertelenmesini talep ediyoruz” dedi.

SEKTÖRÜN GÖZÜ İSPANYA VE İTALYA PAZARINDAİtalya ve İspanya’da hem sağlık hem de ekonominin çok kötü durumda olduğunu, insanların üretim yapamadığını, çiçek sektörünün de orada tamamen bitme noktasına geldiğini anlatan Başkan Yılmaz, sektör olarak bu iki piyasaya yöneldiklerini söyledi. İki ülkedeki açığı Türkiye olarak karşılayacak güçte olduklarını anlatan Yılmaz, “Yeni sezon dikimlerimize başladık. İspanya ve İtalya’da yeni sezon için hareketlilik yok. Biz bu iki ülkenin çiçek ihtiyacını kapatabiliriz. Ancak bize yeni ürün dikebilmemiz için destek gerekiyor. Bu ülkelerin açıklarını biz sektör olarak avantaja çevirebiliriz” dedi.

1.5 MİLYON LİRA ZARAR ETTİZiraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Vural Şahin de sektörü ve koronavirüsün zararlarını değerlendirdi. Virüse hazırlıksız yakalandıklarını anlatan Şahin, “Aslında bir anlamda seviniyoruz. Çünkü tarımın önemi ortaya çıktı. Süs bitkileri konusunda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Seralarda üretilen bitkiler yerinde kaldı. İşletmeler ellerindeki ürünleri bir yerlere hediye eder duruma geldi. Hatta çöpe atanlar dahi oluyor. Sürecin ne zaman sona ereceğini bilmiyoruz. Elimizden geldiğince sektöre yardımcı olmaya çalışıyoruz” diye konuştu.30 yıllık çiçek üreticisi Veral Ağıl, oteller açılamadığı için birçok bitkinin elinde kaldığını, iç piyasaya hizmet verdiklerini kaydetti. Ağıl, “Şu ana kadar 100 bin adet çöpe attık, 100 bin adet daha atacağız. Bu kriz döneminde personel çıkarmadık. Ciddi olarak ekonomik kaybımız var. Çöpe attıklarımızın tamamının fidesi ithal. 500 bin liralık fideyi çöpe attık. Benim işletme olarak bu yılki kaybım ise 1,5 milyon lira” dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ————–Seradan çiçeklerden görüntüRÖP 1: İsmail YılmazRÖP 2: Vural ŞahinRÖP 3: Veral Ağıl Bozulan çiçeklerin çöpe atılmasıDetaylarHABER: Alparslan ÇINAR -KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

Haber Kodu : 200505030

=========================

Su tesisatçısı, dizi oyuncusu oldu ANTALYA’da, su tesisatçılığı yapan Mehmet Kılıç (28), sosyal medyada vizyona girecek ‘İllegal Hayat’ isimli dizide rol aldı.Kepez ilçesinde, kardeşi ile birlikte baba mesleği olan su tesisatçılığı yapan Mehmet Kılıç, yaklaşık 1 yıl önce bir arkadaşının tavsiyesi üzerine iş yerine gelen film yapımcısının teklifini kabul ederek, dizi oyunculuğuna soyundu. Hiçbir tecrübesi olmamasına rağmen başarılı bir rol üstlenen Mehmet Kılıç, ‘İllegal Hayat’ isimli dizide cezaevinden yeni çıkan ve yine kendi mesleği olan su tesisatçılığı yapan bir kişiyi canlandırıyor.

Babasının ve kardeşinin de desteğini alan Mehmet Kılıç, yıllardır hayalini kurduğu dizi oyunculuğunda kendisine güvendiğini söyledi. 8 bölümden oluşan ve son bölümü geçen günlerde çekilen dizide bol aksiyon sahnelerinin olduğunu belirten Kılıç, dizinin önümüzdeki günlerde sosyal medya kanalından yayınlanacağını söyledi.Mehmet Kılıç, bu dizide tecrübe kazandığını ve pandemiden sonra çekimine başlanacak olan ‘Karambol’ isimli yeni bir dizide mahalle kabadayısını canlandıracağını sözlerine ekledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ————–Su tesisatçısı Mehmet Kılıç’ın işyerinde malzemeleri düzeltirkenMehmet Kılıç röpMehmet Kılıç’ın oynadığı diziden görüntülerMehmet Kılıç’ın su tesisatı işyerinden kameraya el sallarken görüntü

HABER: Süleyman EKİN -KAMERA: Bülent TATOĞULLARI/ANTALYA,

Haber Kodu : 200505018

========================

Ampute yavru köpeğin tedavi masraflarını karşılayıp, sahiplendi

EDİRNE’nin Keşan ilçesinde büyük köpeklerin saldırısı sonucu bir bacağı ampute edilen 1.5 aylık yavru köpek, tedavisinin ardından klinik masrafları karşılanan Moldova vatandaşı Valeria Çaputlu (28) tarafından sahiplenildi.

Keşan’da, büyük köpeklerin saldırısı sonucu yaralanan 1.5 aylık dişi yavru köpek, Keşan Sokak Hayvanlarını Koruma Derneği tarafından şehirdeki bir veteriner kliniğine götürülerek, tedaviye alındı. Sol ön bacağı ameliyatla ampute edilmek zorunda kalan yavru köpek, 1 haftalık tedavisinin ardından sağlığına kavuştu. Köpeğin durumunu derneğin sosyal medya hesaplarından öğrenerek dernek yöneticileriyle iletişime geçen Moldova vatandaşı Valeria Çaputlu, tedavi masraflarını karşıladığı yavru köpeği sahiplendi. Valeria Çaputlu, yavru köpeğe ‘Esila’ ismini verdi.

‘KOŞUP, OYNAYABİLECEK’Köpeğin tedavisini yapan Veteriner Hekimi Yener Eker, yavru köpeğin 1 hafta önce büyük köpeklerin saldırısıyla yaralanması sonucu kliniğe getirildiğini belirterek, “Çektiğimiz röntgende ekleminin parçalandığını gördük. Bacağını kurtarmayı denedik ama başarılı olmayacağına karar vererek, ampütasyon uyguladık. Şu an durumu gayet iyi. Sahiplendirmesi de yapıldı. Bir sokak canı daha kurtuldu. 3 bacakla yaşamaya alışacak. Denge problemini de çözecektir. Koşup, oynayabilecek. Bakıma muhtaç canlar iyi bir ailede oldukları sürece hiçbir sıkıntı yaşamazlar” dedi.

‘HİÇBİR CANLIYA SIRTIMIZI DÖNMÜYORUZ’Keşan Sokak Hayvanlarını Koruma Derneği Başkanı Sevinç Cebeci ise yavru köpeğin ampütasyon işlemi sonrası sağlığına kavuştuğunu ifade ederek, “Keşan’da yaşayan Valeria Çaputlu, bize ulaşarak yavru köpeğin tedavi masraflarını karşılayarak, sahiplenmek istediğini iletti. Bizde bundan dolayı çok memnun olduk. Bu yavrumuz güzel bir yuvada sağlıklı bir şekilde büyüyecek. 3 bacakla bu canın sokakta yaşaması çok zordu. Dernek olarak yavru köpeklerimiz için geçici ve kalıcı yuvalara ihtiyacımız oluyor. Dernek olarak elimizden geleni yapıyoruz. Hiçbir canlıya sırtımızı dönmüyoruz. Bu yavru canımızda kısa sürede kendisini toparlayacaktır” diye konuştu.

‘HİÇBİR ZAMANDA BİRBİRİMİZDEN KOPMAYACAĞIZ’Valeria Çaputlu da, kendisine yeni bir hayat arkadaşı edindiğini dile getirerek, “Herkese böyle duyarlı olmayı tavsiye ediyorum. Hayvanları çok seviyorum. Hep birlikte sevelim ve sahip çıkalım. İsmini ‘Esila’ koydum. Bizim artık 3 bacağımız yok, 5 bacağımız var. Çünkü biz birbirimizi tamamlayacağız. Hiçbir zamanda birbirimizden kopmayacağız” ifadelerini kullandı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————-Ampüte edilen yavru köpek-Yavru köpeğin sevecenliği-Yavru köpekle oyun oynanması-Yavru köpeğin sevilmesi-Veteriner Hekimi Yener Eker röp.-Keşan Sokak Hayvanlarını Koruma Derneği Başkanı Sevinç Cebeci röp.-Köpeği sahiplenen Valeria Çaputlu röp.-Detaylar

Haber-Kamera: Ünsal YÜCEL/KEŞAN(Edirne),-

Haber Kodu : 200505025

=============================

Prof. Dr. Usta: Sıtma ilacı koronavirüse karşı etkili AKDENİZ Üniversitesi’nde (AÜ) Farmakoloji Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Usta, sıtma ilacının koronavirüse karşı etkili olduğunu, virüsün mutasyona uğramasının ise ilaç ve aşı çalışmalarını geciktirdiğini söyledi.

Tüm dünyayı etkisi altına alarak her geçen gün enfekte ve ölüm sayılarının artmasına sebep olan koronavirüse karşı uzmanlar çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. Koronavirüsle yakın RNA grubuna sahip diğer virüslere karşı etkili olan ilaçları deneyen uzmanlar bir sonuç almayı ümit ederken, diğer taraftan virüse karşı sıcağın etkili olacağı tezi uzun zamandır tartışılıyor.

Virüse karşı gerçekleştirilen çalışmaları yakından takip eden AÜ Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Coşkun Usta, insan vücudunun 37 derece olduğunu ve bu derecelerde virüsün çoğalarak yaşayabileceğini, 56 derecelik sıcaklıkta ise virüsün 15 dakika yaşadığını söyledi. Vücut ısısının yükselmesi halinde bağışıklık sisteminin daha etkili hale geldiğini kaydeden Prof. Dr. Usta, “Sıcaklık bir çağrıdır, ancak hiçbir zaman virüsü öldürecek sıcaklığa çıkılmaz. Bazı insanlar ağızlarını ve vücutlarını sıcak suyla temas ederek virüsü öldüreceklerini sanıyor. Bu yanlıştır. Böyle yaparak vücudunuzun fonksiyonlarına zarar verirsiniz” dedi. Sıcaklık artışının virüsün yayılma hızını yavaşlatacağını düşündüğünü belirten Prof. Dr. Usta, “Sıtma ilacı çok düşük dozlarda kullanıldığında etki ettiğini gördük. Klinik çalışmalarda da görülüyor ki hidroksiklorokinin (sıtma ilacı) de gerek bağışıklık sistemi üzerine olan etkileri ve virüse etkileri nedeniyle bu ilacın çok önemli ve elzem bir ilaç olduğuna inanıyorum, bu ilaçtan umutluyum” diye konuştu.

ULUSAL AŞI GELİŞTİRMEK ÇOK ÖNEMLİİlacın ucuz olmasının da önemli olduğunu anlatan Prof. Dr. Coşkun Usta, ilacın Türkiye’deki sonuçlarını da merakla beklediklerini ifade etti. Virüsün hızla mutasyona uğrayarak yayılmasıyla ilgili de bilgi veren Prof. Dr. Usta, “Bu mutasyon, aşı ve ilaç çalışmalarının yavaşlamasına ve gecikmesine neden oluyor. Bize gelen virüsün yapısının ortaya çıkarılması gerekiyor. ABD’de elde edilen bir aşı bizde çalışmayabilir. Ulusal aşı geliştirmek çok önemli. Türkiye aşı yapmış bir ülkedir. Sadece enerjiyi buraya vermek gerekiyor” dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ————–RÖP: Coşkun Usta ile röportaj

HABER: Alparslan ÇINAR -KAMERA: Emrah GÜL/ANTALYA,

Haber Kodu : 200505062

=============================

Hollywood yıldızları, koronavirüsün ardından Türkiye’ye gelecek HOLLYWOOD’un dünyaca ünlü oyuncuları, Türk asıllı senarist ve yapımcı Sean GK’in (41) yönetmenliğinde çekilecek ‘X- The End Time’ adlı film için Türkiye’ye gelecek. ‘Yüzüklerin Efendisi’ filminin başrol oyuncusu Elijah Wood’un yanı sıra Jessica Morris, Robert La Sardo, Mike Ferguson, Jalal Jamal, Tiffany Rose, Barry Allan Onody, Lainee Rhodes, Kylin Kalani ve Wilma Elles gibi dünyaca ünlü birçok oyuncunun rol alacağı filmin çekimleri, koronavirüs sonrası Türkiye’de yapılacak.

Merkezi ABD’de bulunan Newway Film Stüdyoları’nın hazırladığı, Türk- Amerikan ortak yapımı film ‘X- The End Time’ın (X- Son Zaman) sahnelerinin, dünyayı saran koronavirüs tehlikesinin atlatılmasının ardından ABD, Alanya, Kapadokya, Pamukkale ve Adıyaman Nemrut’ta çekilmesi planlanıyor. Senaryo ve yönetmenlik koltuğunda Türk asıllı Sean GK’in oturduğu; epik, fantastik ve aksiyon türünde çekilecek Hollywood filminin başrolünü ‘Yüzüklerin Efendisi’ filmindeki ‘Frodo Baggins’ karakterine hayat veren Elijah Wood üstlenecek. Wood’un prodüksiyon ön anlaşmasının yapıldığı filmde; Jessica Morris, Robert La Sardo, Mike Ferguson, Jalal Jamal, Tiffany Rose, Barry Allan Onody ve Türkiye’de birçok projede yer almış Wilma Elles ile ABD’li ünlü fenomen Kylin Kalani gibi isimler yer alacak. Yapımcıların koronavirüs tedbirlerine göre kasım ayında Türkiye’ye gelerek, çekim alanları belirleyip, gerekli izinlerin tamamlanmasıyla ‘motor’ denecek.

‘FİLMİN ÇOK BÜYÜK VİZYONU VAR’Videokonferansla bir araya gelen film ekibi, DHA muhabirine projeye ilişkin görüşlerini aktarırken, heyecanlı olduklarını söyledi. Türkiye’nin de yakından tanıdığı, Alman asıllı oyuncu Wilma Elles, filmde büyük isimlerin olduğunu belirterek, “Çok büyük bir cast var. Jessica Morris, Mike Ferguson, Barry Allan Onody gibi birçok değerli isimler var. Onun için çok mutluyum. İşini seven, tutkulu ve çalışkan insanlarla birlikte olacağım yine. En önemlisi bu filmin yönetmeni, kurucusu, diyebiliriz. Sean GK ve filmin ismi ‘X- The End Time’. Filmde dünyanın sonu gelmiş ve biz hayatımızı kurtarmak için çaba sarf ediyoruz. Ben de filmde bir başrol karakteriyim ve bir süper kahraman kostümüyle olacağım. Tam benim hayal ettiğim gibi bir proje olacak. Bu film Türk ve Amerikan mantalitesinin karışımı, diyebilirim. Yönetmen Sean GK bir Türk ve yıllardır Los Angeles’ta yaşıyor. Bu filmin çok büyük bir vizyonu var. Amerikan filmlerini tanıyorsunuz; dünyanın sonu gelmiş, herkes savaşıyor. Onu şimdi Türkiye’de çekeceğiz ve çekim alanları Alanya, Kapadokya gibi yerler olacak. Bence çok etkileyici olacak, çok etkilendim bu senaryodan. Umarım Türk seyirciler de etkilenecektir” dedi.

‘TANITIMDA ÖNEMLİ ROL OYNAYABİLİR’Senaryoyu okuduktan sonra çok etkilendiğini belirten Elles, şunları söyledi:  “Ben her zaman şuna da bakıyorum; bu projenin arkasında kim var, buna çok dikkat ediyorum. Biz Türk ve ABD’li yapımcı ve ekiple buluştuk, kostüm provaları yaptık. Vizyonu çok yüksek insanlar. Benim filmdeki rolümün ismi ‘Alexia’, filmin kadın başrolü ve büyük bir meydan okuma başımdan geçiyor. En son ne olacak onu görmeniz gerekiyor. Çok uzun süredir bu senaryo üzerinde çalışılıyor. Daha önce Los Angeles’ta Roosevelt Hotel’da basın tanıtımı yaptık. Herkes bu filme uzun zamandır destek veriyor. Şu an biz koronavirüsle savaşıyoruz ve bu film o hisleri biraz yansıtıyor. Biz filmde de dünyanın sonu gelmemesi için savaşacağız. Bu film ABD’de vizyona girecek. Onun için de çok heyecanlıyız. Birçok Amerikan oyuncular yer aldığı için çok heyecanlıyım. Çünkü herkes Türkiye’ye gelecek, orada görecekler. Türkiye’de inanılmaz profesyonel çalışıyor, gezecekler, yemekleri harika. Sonra küçük bir dünya aslında Hollywood, orada da anlatacaklar ve bu da umarım birçok filmin daha Türkiye’de çekilmesine öncü olacak. Filmde gösterilmesi planlanan yerler daha sonra çok daha turist çekebilir, tanıtımda önemli bir rol oynayabilir.”

‘ÇOK HEYECANLIYIM’Filmin diğer kadın başrolü ünlü oyuncu Jessica Morris ise Türkiye’ye ilk gelişi olacağını, kısa araştırmasının ardından Türkiye’nin doğal güzelliklerine aşık olduğunu söyledi. Morris, “Senaryoyu ilk elime aldığımda öylece kaldım ve bırakamadım. Hikayenin kendine has bir büyüsü var, beni içine çekti. Karakterleri ve hikayeyi hayal ettiğimde çok değişik bir epik hikayeyle karşılaştım. Çok etkileyici bir öykü, bu beni çok etkiledi ve bu yüzden kabul ettim. Türkiye hakkında çok bir bilgim yok. Sadece çok güzel yerleri olduğunu biliyorum. Çok heyecanlıyım oraya gelmek için. Ben filmde ‘Rose’ isimli karakteri canlandıracağım ve kendime karakteri çok yakın buluyorum. ‘Rose’un çok zeki olduğunu düşünüyorum. Tüm takipçilerime ve Türk halkına teşekkür ediyorum. Bir an önce gelerek Türkiye’de çalışmak ve insanlarla tanışmak istiyorum. Koronavirüs süreci biter bitmez film için çalışmalar başlayacak. Umarım bu süreç çok kısa sürer” dedi.

‘YEMEKLER İÇİN SABIRSIZLANIYORUM’Film için özel eğitime başladığını belirten Kylin Kalani de Türkiye’yi çok merak ettiğini söyledi. Film hakkındaki soruları yanıtlayan Kalani, “X- The End Time’ filminde ‘Alexis’ rolünü oynayacağım. Senaryo olağanüstü. Aksiyon, bilimkurgu ve gerilim filmi hepsi bir arada ve bu gerçekten bütün izleyicileri alıp, götürüyor. Gerek senaryosuyla gerek karakterleriyle ve filmin kendisi olarak. Ayrıca filmi izlerken, kesinlikle düşünmeniz ve noktaları birleştirmeniz gerekecek. Bu yüzden genel olarak harika bir film. Türkiye’nin harika, zengin bir tarihi var ve kültür ve yaşamla dolu. Sizin mutfağınızı ve çorbalarınızı duydum. Gerçekten heyecanlanıyorum bunun için, denemek için sabırsızlanıyorum. Gördüklerime göre oralar muhteşemmiş. Teşekkür ederim Türkiye, hepinizi seviyorum” diye konuştu.

‘OLAĞANÜSTÜ SENARYOSU VAR’Ünlü aktör Barry Allen Onody, filmde ‘Lou’ karakterine hayat verecek. Rolü neden kabul ettiğini anlatan Onody, şöyle dedi: “‘Lou’ çok karışık bir karakter. ‘Lou’ bir bilim insanı olduğundan görüyor ki dünyada büyük problemler var. O da dünyaya bu mesajı iletiyor. Bu filmde çok dönüm noktası ve çok fazla çizgi var ve ‘Lou’ hepsinde önemli bir rol oynuyor. ‘Lou’ya bir sürü karakter getirebileceğimi biliyorum. Bu yüzden bu projede yer almak istedim. Olağanüstü bir senaryosu var, iyi yazılmış. Filmin sahneleri Türkiye’de çok güzel yerlerde çekilecek ve bu güzellik bence kendi başına dünya ile konuşacak. Türkiye hakkında sadece internette araştırma yapabildim. Çok güzel bir ülke gibi duruyor ve oraya gidip ülkeyle insanlarıyla ve kültürüyle ilgili daha fazla şey öğrenmek için sabırsızlanıyorum. Türkiye’ye gelince insanlarla oturup konuşmak ve ülke hakkında daha çok öğrenmek için sabırsızlanıyorum. Bomba gibi olacak.”

‘FİLMİN KÖKÜM OLAN TÜRKİYE’YE BİR ŞEY KATMASI GEREKİYORDU’17 yıl önce ABD’ye giden, yapımcı, senarist ve yönetmen Sean GK, filmin birçok yönden iddialı olduğunu belirterek, yapımın seri film olarak düşünüldüğünü ve devam filmleri olacağını söyledi. Filmi Türkiye’de yapacak olmanın kendisi için gurur kaynağı olacağını, Türk oyuncularla da görüşmelerin devam ettiğini belirten Sean GK, şöyle konuştu:

“Oyuncular genellikle projeleri kabul ederken senaryoya bakıyorlar. Oyuncu gelecekteki kariyerine bir etkisi olacak mı, olmayacak mı, ona bakıyor. Bu paradan daha önemli. Oyuncu seçimlerimizi yaparken sadece bir bölgeden seçmedik. Belçika’dan, İngiltere’den, Almanya’dan, Fransa’dan, Senegal’den ve birçok ülkeden oyuncu aldık. İnsanlığa bir mesaj vermek istiyoruz. Mesajda şu; medeniyetler ülkesi Türkiye, tüm medeniyetleri bağrına basmıştır. Geçmişte böyledir, gelecekte de böyle olacaktır. Biz kardeşçe bu ülkede yüzyılladır yaşadık. Filmde ‘Dünyanın sonu Türkiye’de gelsin ama yeniden doğuş da Türkiye’de olacak’ dedik. O yüzden ana toprağımızda filmi çekmek istememizin iki mesajı var. Birincisi ve en önemlisi, bizler dil, din, ırk, renk gözetmeksizin insanları bağrına basan bir milletiz. Bunu insanlar filmde de görecek. Bir diğeri ise eğer ben bir film yapacaksam kesinlikle bu filmde köküm olan Türkiye’ye bir şey katması gerekiyordu. Bunun için de Türkiye’de yapmaya karar kıldık. Seçtiğimiz çekim alanlarıyla da Türkiye’nin güzelliklerini tüm dünyayla paylaşmak istiyoruz. Bunun hem bizim hem de Türkiye için büyük bir tanıtım olacağını düşünüyorum. Bu serinin ilk filmi olacak ve devam filmlerinde de Türkiye ilk durağımız olmasını planlıyoruz. Her şey yolunda gidiyor. Koronavirüs sürecinin tamamlanmasını ön gördüğümü ekim- kasım aylarında bir aksaklık çıkmazsa Türkiye’ye gelerek gereken izinleri alarak düğmeye basmayı planlıyoruz.”

‘TÜRKİYE BİLİM KURGU FİLMLERİNE ÇOK MÜSAİT’Filmin görüntü yönetmeni Erol Civan, filmin Türkiye’de çekilmiş en kapsamlı ve görsel efektlerle büyük bir proje olacağını söyledi. Türk ve ABD görüntü ekibiyle uzun süredir senaryo üzerinde çalıştıklarını anlatan Civan, Türkiye’nin bilim kurgu filmlerine çok müsait olduğunu, ‘X- The End Time’ın ardından ülkeye film için çok talep olacağına inandıklarını aktardı.

TÜRKİYE’YE DANSLI SELAMTürkiye’ye mesaj da gönderen film oyuncularından Lainee Rhodes, dans ederek, selam gönderdi. Filmde ‘Lord Shadow’ karakterini canlandıracak olan Mike Ferguson da ‘Merhaba kahraman Türkiye’ selamlaması ve ‘Filmde görüşmek üzere’ mesajını gönderdi. ABD’nin ünlü dizisi ‘CSI: Miami’ ve birçok filmde rol alan Robert La Sardo da Türkiye’yi çok merak ettiğini ve filmin dünyada büyük yankı uyandıracağını söyledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ ————–Video konferanstan ve oyunculardan görüntüWilma Eles röp Jessica Morris Röp Kylin Kalani RöpBarry Allan Onody röp Laniee Rhodes ve Mike Ferguson görüntüler HABER- KAMERA: Engin ANAK/ALANYA (Antalya),  

Haber Kodu : 200505053

Haber Kodu : 200505056

=========================

Korona, mezar ziyaretini dijitalleştirdi

ANTALYA’da, mezar bakım firması sahibi Mehmet Çetin, koronavirüs nedeniyle dışarı çıkamayan müşterilerinin yakınlarına ait mezarları çiçekle süsleyip, bakımını yaptıktan sonra görüntülü aramayla, dijital ziyaret gerçekleştirme hizmeti veriyor.

Antalya’da, 12 yıl önce pazarlamacılık yaparken dedesinin kabrini sık sık ziyarete giden Mehmet Çetin, bakımsız mezarları fark edince kentte mezar bakımı hizmeti sektöründeki eksikliği hissetti. Kabir bakım ve mezar yapım şirketi kuran Çetin, kısa sürede çok sayıda müşteriye ulaştı. Ticari zekasını girişimcilikle birleştiren Çetin, kentteki mezarlıklarda, sık sık yakınlarının kabrini ziyarete gelemeyen müşterilerine hizmet vermeye başladı. Mezar temizliği, çiçeklendirme ve mezar taşı bakımı yapan Çetin, kısa sürede müşterilerinden yoğun talep almaya başladı.

EKMEĞİNİ MEZARDAN KAZANIYORMüşterilerinin ölen yakınlarının mezarının, sevgililer günü, anneler günü, doğum günü, evlilik ve vefat yıl dönümü, bayram, kandil gecesi gibi özel günlerde bakımını yapan Çetin, talebe göre kabre vefat edenin tuttuğu takımın renginden, sevdiği çiçeklerden, beğendiği eşya veya oyuncağından oluşan düzenleme yaptığını anlattı. Şirketi adına açtığı internet sitesinden müşterilerinin irtibat kurduğu Çetin, mezar bakımında kabirdeki gereksiz otların temizlenmesi, mevsime göre çiçek dikilmesi işlemleri gerçekleştiriyor.

HER GÜNE ÖZEL MEZAR BAKIMIÇetin, hazırladığı farklı özelliklerdeki hizmet paketinde müşterisinin talebine göre, her ay düzenli, standart ve özel kabir bakımı, anneler, sevgililer günü, vefat yıl dönümü, bayram bakımı ile taraftar mezar bakımı hizmeti sunuyor. Çetin’in hazırladığı hizmet paketine göre istediği seçeneği belirleyen kişilerin, belirli periyotlardaki mezar bakımı ile çiçeklendirme hizmetine ayda 50 ile 200 lira arasında fiyat ödemesi gerekiyor.

SEVDİĞİNİN MEZARINA İNTERNETTEN TAKİPYurt dışında ya da farklı şehirde yaşadığı için sık sık kaybettiği yakının mezarını ziyaret edemeyenler ya da kabre geldiğinde mezarın güzel görünmesini isteyenler mezar bakım hizmetinde en fazla bayram ile özel günler paketlerini tercih ediyor. Her hafta bakımını yaptığı mezara giderek, ot temizliği çevre düzenlemesi gerçekleştiren Çetin, daha sonra kabrin fotoğrafını çekerek internet ortamından müşterisine gönderiyor. Şirketinin internet sitesine kendilerine özel müşteri numarasıyla giriş yapan kişiler de bakım hizmeti aldığı yakınının mezarının son halinin fotoğrafına istediği zaman bakabiliyor.

RAMAZANDA GÖRÜNTÜLÜ MEZAR ZİYARETİKoronavirüs nedeniyle son günlerde evden çıkmamayı tercih eden ya da farklı ülke veya şehirde yaşayanların mezar bakım taleplerinde artış yaşandı. Ramazan Bayramı’na sayılı günler kala, yakınlarının mezarını ziyaret edemeyenlerin talebi üzerine Mehmet Çetin, çiçek ekimi gibi bakım işlemini tamamladıktan sonra görüntülü arama yaparak kabrin gösterimini gerçekleştiriyor. Koronavirüs nedeniyle yakınının mezar ziyaretini gerçekleştiremeyen kişiler, bakımı yapılmış kabri akıllı telefon ekranından izleyerek, özlemini gideriyor.

TELEFON BAŞINDA DUAKoronavirüs nedeniyle dışarı çıkmayan Hasret Ergen, Ramazan Bayramı öncesinde kuzeninin mezarını ziyaret edemeyeceği için bakımını yaptırdı. Kabir süslendikten sonra Çetin’in telefonda görüntülü görüşme yaparak mezarı gösterdiği Ergen, “Çok teşekkür ederim. Virüsten dolayı kuzenimin mezar ziyaretin gerçekleştiremedim. Ona bakım yapmanız ve görebilmem beni çok mutlu etti” dedi.

Ramazan ayının gelmesiyle son günlerde müşteri talebinde artış yaşandığını anlatan Çetin de koronavirüs nedeniyle seyahat kısıtlaması, dışarı çıkma yasağı olanlar ya da sağlığı için evde kalmayı tercih edenlerden dolayı yakının mezar bakımını yaptıranlardan sayısında artış olduğunu söyledi.Kuru otların alınıp, yeni çiçek dikimi ve kabir temizliği sonrası müşterisini görüntülü arayıp, mezarı gösterdiğini anlatan Mehmet Çetin, kabir ziyaretini gerçekleştiremeyenlerin telefonda izlerken zaman zaman dua edip, duygusal anlar yaşadığını söyledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ————–Mezarlıktan ve mezarlardan genel görüntüÇiçeklerin mezarlığa getirilmesiMezar üzerindeki yabani otların temizlenmesiMezarın üzerine çiçeklerin dikilmesiRÖP: Mehmet Çetin ile röportajHasret Ergen’in cep telefonu ekranında konuşmasıMehmet Çetin, cep telefonu kamerası ile Hasret Ergen’e mezarı gösterirkenMezarlık giriş kapısı

HABER: Tolga YILDIRIM -KAMERA: Alpaslan ÇINAR/ANTALYA, – 

Haber Kodu : 200505019

==============

Marmaris’te, Osmanlı’da da kullanılan kantaron yağına büyük ilgi

MUĞLA’nın Marmaris ilçesinde, Osmanlı İmparatorluğu döneminde savaşa giden askerlerin bir an olsun yanında ayırmadığı, zor yaraları hızlı şekilde iyileştirildiği kantaron yağı ilgi görüyor.

Marmaris ilçesinin 27 kilometre kırsalındaki Bayır Mahallesi’nde, ürettiği doğal ürünleri ve şifalı otları 30 yıldır satan Hasan Ali Vural’a (50) en çok talep kantaron yağından geliyor. Nisan ve mayıs aylarında mahallenin dağlarında Hasan Ali Vural, eşi Gülben Vural ile kantaron çiçeği aramaya çıkıyor. Sarp kayalıkların bulunduğu zor koşullarda çıkılan dağ eteklerinde bir hafta süreyle kantaron topluyor. Tamamen doğal olarak elde edilen kantaron yağı özellikle de iyileşmesi zor yara ve yanıkların destekleyici tedavisinde kullanılıyor. Kantaron yağıyla yaralar daha hızlı şekilde kapanıyor. Osmanlı Dönemi’nde savaşa giden askerlerin bir an olsun yanlarından ayırmadıkları kantaron yağının, kılıç kesiği ve çeşitli yaralanmalarda kullanıldığı biliniyor. Hasan Ali Vural’ın eşi ile Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalan tarifle hazırladığı kantaron yağı büyük ilgi görüyor.

‘YAPIMI ALTI AY SÜRÜYOR’Özellikle ünlü iş insanı, sanatçı ve futbolcuların rağbet gösterdiği yağın yapılışı hakkında bilgi veren Hasan Ali Vural, şunları söyledi: “Kantaron yağı kesinlikle bir ilaç değil, ancak doktor tedavisinde önerilen destekleyici özelliğe sahiptir. Dedelerimden babama, babamdan da bana kalan 2 asır önceki tariflere göre kantaron yağını yapıyoruz. Kantaron, mahallemizin sarp kayalıkları bulunan dağlarında yetişmektedir. Mahallemizde bu bitki türünü bilen kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Nisan ve mayıs aylarında, bu dağlara çıkarak bir hafta süreyle bu bitkiyi topluyoruz. Bu bir haftalık süre içinde en fazla 10 kilogram toplayabiliyoruz. Toplanan bitkiyi bir ay güneşte doğal olarak kurutuyoruz. Sonra bıçak ve makas gibi kesici aletler kullanmadan ellerimizle bölerek bidon ile toprak kaplara yerleştiriyoruz. Kendi tarlamızda yetiştirdiğimiz zeytinlerden yapılan doğal zeytinyağı ilave ediyoruz. Bir hafta güneşte mayalanmasını bekliyoruz. Mayalandıktan sonra bidonların veya toprak kapların ağzını sıkıca bağlayıp hava almamasını sağlayarak 4 ay güneşte bırakıyoruz. Bu süreçte bitki ve zeytinyağı özünü salmakta. Özünü salan karışım bordo veya kırmızı bir renk almaktadır. Toplam 6 ay sonunda oluşan kantaron yağını karanlık ortamda süzgeçten geçirerek kavanozlara veya şişelere alarak ışık girmeyen mahzenlerimizde saklıyoruz. Müşterilerimizin isteklerine göre özel olarak paketleyip, kargo ile gönderiyoruz. Koronavirüs salgını ile mücadele kapsamında turist ve tatilciler gelmediği için Türkiye ve yurt dışında bulunan bine yakın müşterimize kargo ile doğal ürünlerimizi gönderiyoruz. Hiçbir katkı maddesi kullanmadan tamamen doğada yetişen ve doğal ortamlarda ürettiğimiz bu yağı Sabancı ailesi ve ismini vermek istemediğim ünlü sanatçı ve futbolcular büyük ilgi gösteriyor. Halk arasında yara otu olarak bilinir” dedi.

‘UZMANA DANIŞMADAN KULLANMAYIN’Zor şartlarda dağ eteklerinden kantaron toplanması ve 6 aylık yapım sürecinde eşine büyük destek veren Gülben Varol, “Kantaron otundan sadece yağı elde edilmiyor, aynı zamanda kantaron otunun çayı yapılıp, içiliyor. Yapımı zor ve sabır istiyor. Tabii ki her şeyde olduğu gibi bu yağın da sahtesini yapıyorlar. Bildikleri ve güvendikleri yerlerden alınması gereken bir yağ. En bilinen iyileştirici etkisi yara ve yanıklar üzerindedir. Yanıklar ve yaraların üzerine sürüldüğü takdirde hızlı bir hücre yenileyici görevi görür. Ani kan kayıplarının yaşanabileceği durumlarda kanamaların azalmasına yardımcı olur. Demir eksikliğinden kaynaklanan el ve ayak üşümeleri için birebirdir. Ellerinize ve ayak altlarınıza sürerseniz vücut ısısını arttıracaktır. Kadınların muayyen günlerinden tutun da bebeklerin rahatsızlıklarına kadar 30’un üzerinde farklı hastalıkları iyileştirme özelliğine sahiptir” dedi. Bitkisel yağ ve ilaçları uzman kişilere veya doktorlara danışmadan kullanılmaması konusunda uyarıda da bulunan Varol, kantaronun doğada az bulunan bir bitki türü olması ve yağının çıkartılmasının uzun süre alması nedeniyle 250 mililitresinin 80 liradan satıldığını kaydetti.

ÜNLÜLERİN DOĞAL GIDA DÜKKANIVural çifti, şifalı otların yanı sıra kendi yetiştirdikleri keçiboynuzundan yaptıkları pekmez, doğal bal, arı sütü, propolisi de müşterilerine kargo ile gönderiyor. Vural’ın sattığı organik ürünlerin tadına bakan yabancı turistler de kargo ile ülkelerine gönderilmek üzere sipariş veriyor. Vural, Kanada, İngiltere, Katar, Rusya, Almanya, Hollanda, Bulgaristan, İtalya ve Fransa gibi ülkelere de bu ürünleri kargo ile gönderiyor.Organik gıda maddelerinin yanı sıra Vural, ballı sabun, sivilce, akne, güneş yanığı ve lekeye iyi gelen yabani zeytinyağı, otları karıştırarak yapılan ‘Yörük kızı yağı’, deniz tuzu, egzama kremive romatizma yağları, hayıt ve bitki çayları satışı da yapıyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: Bayır Mahallesi tabelası ve mahallesinin hakim bir tepeden görüntüsüHasan Ali Varol’un dükkanı önünde görüntüsüHasan Ali Varol’un kantaron yağı yapımını anlatmasından görüntüKurutulmuş kantaron bitkisinin görüntüsüKantoran yağı çıkartılma aşamalarından görüntüGülben Varol ile röp.Haber-Kamera: Ali GÜNDOĞAN/ MARMARİS (Muğla),

Haber Kodu : 200505032 

==========================

Koronavirüs günlerini keçi çiftliğinde geçiriyor

İZMİR’in Seferihisar ilçesine farklı meslekler yaptıktan sonra 2008 yılında yerleşerek 130 dönümlük bir keçi çiftliği kuran Funda Özer Baltalı, çocukluk hayalini gerçekleştirdi. Koronavirüs salgını günlerini çiftliğinde geçiren Baltalı, virüse karşı tüm önlemleri alarak keçi sütünden peynir, yoğurt ve kefir üretimine devam ediyor.

Liseyi İstanbul’da özel bir kolejde bitirdikten sonra İzmir’e gelen Funda Özer Baltalı, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Avukatlık stajını yaptıktan sonra sektör değiştirip, bankacılığa başlayan Baltalı, daha sonra çanta ve cüzdan üreten bir deri şirketi kurdu. Fakat Baltalı’nın içinde hep çocukluğundan kalma bir hayal olan tarım ve hayvancılıkla uğraşmak vardı. Bu nedenle şirketini satarak, 2008 yılında Seferihisar’da 130 dönümlük bir keçi çiftliği kurdu. İlk zamanlarda aldığı 200 keçinin büyük bölümünü brusella hastalığı nedeniyle kaybeden Baltalı, buna rağmen pes etmedi. Mera, ağıl ve mandıra bölümlerinin bulunduğu komplekste, uzmanların gözetiminde yetiştirilen bin keçiden, makinelerde günde 10 ton süt sağılıyor. Sağılan sütler, arazide bulunan mandırada kaşar, lor, tulum, labne peyniri, yoğurt ve kefire dönüştürülüyor. Çiftlikte bulunan mera sayesinde de keçiler, doğadaki hallerinden farksız şekilde yaşamlarını sürdürebiliyor. İlkbahar aylarının da gelmesiyle, çiftlikteki keçilerin doğum yapmaya başlaması nedeniyle çiftlikte tatlı bir telaş olduğunu söyleyen Baltalı, oğlakların en sağlıklı şekilde büyümeleri için her birine özel ilgi gösterildiğini söyledi. İşini severek yapan Funda Özer Baltalı, koronavirüs günlerinde de çiftlikte yaşamaya devam ediyor. Salgınla mücadele edilen bu dönemde çiftlikteki üretimin en sıkı önlemler alınarak devam ettiğini belirten Baltalı, “Koronavirüs öncesinde de bizim üretimimizde maske, eldiven, önlük kullanılıyordu. Hijyen anlamında fazla bir şey değişmedi. Satışlarımız da mevcut düzenini korudu. Eskiden ev dışı kanallara satış yapıyorduk, şimdi bireysel kanallara da satıyoruz. Bu dönemde daha çok gayret edip, tüm ürünlerimizi raflara eksiksiz göndermeye gayret ediyoruz. Gelecek iyi günlere hazırlıklı başlamaya özen gösteriyorum. Türkiye genelinde tarım ve hayvancılık üretiminin koronavirüs döneminde çok iyi bir sınav verdiğini düşünüyorum” dedi.

’17 SÖZLEŞMELİ ÇİFTLİKTEN SÜT ALIYORUZ’Çiftliğin hikayesinden bahseden Baltalı, “Önce çiftliğe ihtiyacım vardı çünkü kendi hammaddemi üretmek niyetindeydim. Daha sonra da birçok sözleşmeli çiftlikle yoluma devam ettim. Benim yaptığım işten ilham alınarak birçok çiftlik kuruldu. Bugün itibariyle, kendi çiftliğimizle beraber Antalya’dan Balıkesir’e kadar her gün 17 tane içinde sadece keçi bulunan çiftliklerden süt alıp günlük olarak işliyoruz. Çiftlikte her zaman bin civarında keçi varlığımız oluyor. Çiftlikte otomasyon sistemi var, otomatik olarak her hayvanın ihtiyacı olduğu kadar besin veriliyor. Hayvanlar için meramız var, onlar burada doğada olduğu gibi dolaşıp, otlayabiliyorlar” diye konuştu.

ÇALIŞANLARIN YÜZDE 84’Ü KADINÇalışanlarının yüzde 84’ünün kadın olduğunu anlatan Baltalı, “Kadın erkek eşitliğine inanıyorum. Ama tesisin çiftlik kısmında bir kadının yönetiminde üç erkek çalışıyor. Mandırada 14 kişiden 3’ü erkek, diğerleri kadın. Süt toplamadan, her türlü işe kadar kadınlar çoğunlukta. Bu isteyerek yaptığımız bir şey değil. Ama Türkiye’de kadınlar, sanırım genetik kodlanmaları nedeniyle hem çok çalışkan hem de çok azimliler. Böyle bir iş zaten kadın, anne eli istiyor. Bu herkesin yapabileceği bir iş değil” diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: Çiftlikteki keçilerden görüntülerFunda Özer Baltalı’nın keçilerle görüntüleriMeradaki keçilerden görüntülerAnonsMandıradaki üretimden görüntülerFunda Özer Baltalı ile röp.

Haber: Melis KARAKUZULU, Kamera: Davut CAN/İZMİR,

Haber Kodu : 200505020

==========================

Koronavirüs günlerinde ‘online’ kuaförlük hizmeti

KORONAVİRÜS önlemleri kapsamında kapalı durumda olan kuaförler, bakımlarını ihmal etmek istemeyen kadınlara yönelik online hizmet başlattı. Saçlarını boyamak isteyen müşterileriyle online olarak görüşen ve hazırladıkları malzemeleri gönderen kuaförlere İzmir’de kadınlar yoğun ilgi gösteriyor.

Koronavirüs nedeniyle alınan önlemler kapsamında berber, kuaför gibi güzellik ve kişisel bakım hizmetleri veren işletmelerin faaliyetleri ikinci bir karara kadar durduruldu. Vatandaşlar da kişisel bakım ve saç kesimlerini evde yapmaya başladı. Kuaförler ise saç bakımı yapmak isteyen müşterileri için sosyal medya aracılığı ile bir uygulama başlattı. Müşteriler, sosyal medya aracılığı ile kuaförüne saçının fotoğrafını yollayarak uygun saç rengi belirleniyor. Kuaförler ise belirledikleri saç boyasını, gerekli olan tüm malzemelerle birlikte ‘boya kiti’ şekline getirerek, müşteriye ulaştırıyor. Boya kitine ulaşan müşteriler kuaförlerle görüntülü olarak iletişime geçerek boyanın nasıl yapılması gerektiği konusunda bilgi alıyor. Bu bilgilerle birlikte saç boyama işlemini evde kendi yapıyor.

‘MÜŞTERİLER MEMNUN KALIYOR’Müşterilerinin arayıp, saçlarına evde yapabilecekleri bakım konusunda fikir danışmasıyla böyle bir uygulamayı hayata geçirdiklerini belirten kuaför Hülya Erkul, “Koronavirüs tedbirleri kapsamında dükkanımız geçici bir süreliğine kapandı. Müşterilerimiz bize ulaşarak evde bakım ve boya gibi konularda destek istediklerini ifade ettiler. Bu şekilde bir uygulama yapmaya karar verdik. Müşterilerim bana fotoğraflarını atıyor. Saçlarının hangi renk olması gerektiğini belirliyorum. Gerekli olan malzemeleri kit şekline getiriyorum ve kendilerine ulaştırıyorum. Online olarak görüntülü yaptığımız konuşmanın ardından müşterilerime tarif ediyorum. Bu şekilde yardımlaşıyoruz. Ben para kazanmaya devam ediyorum. Müşterilerim de memnun kalıyor” dedi.

‘GÜNDE YAKLAŞIK 8 MÜŞTERİ ARIYOR’Salgın nedeniyle tüm sektörler gibi zor bir dönemden geçtiklerini dile getiren kuaför Nur Kabak, “Tüm meslektaşlarımız gibi biz de zor durumda kaldık. Müşterilerim her gün beni arıyor. Yıllardır kemikleşmiş müşterilerim var. Virüs nedeniyle ben onların yanına gidemiyorum. Günde 7-8 kez arayanlar oluyor. Ben de müşterilerime mağdur olmamaları için yardımcı olmayı arzuluyorum. Evde boyayı hazırlıyor ve kuryeyle gönderiyorum” diye konuştu.

Bir an önce iş yerlerinin açılmasını arzuladıklarını kaydeden Kabak, “Evden dışarı çıkmadığımız için müşterilerimizle bu yol üzerinden iletişim kurmayı seçtik. Bayram yaklaştığı için müşterilerim daha fazla arıyor. Birçoğunun beyazları çıktı ve kesimleri zorlaştı. Bayramdan sonra onlarla buluşmayı arzu ediyorum” dedi.

‘EVDE RAHATLIKLA UYGULADIM’Evden dışarı çıkmasa da bakımını devam ettirmek istediği için kuaförünün yaptığı bu uygulamaya katıldığını ifade eden Nazlı Türköz, şunları söyledi: “Yıllardır kuaförümü değiştirmedim. Düzenli olarak Hülya hanıma giderim. Ancak bu süreçte hem dükkanları kapalı hem de bizler evlerimizden çıkmıyoruz. Böyle bir uygulama yaptığını görünce çok mutlu oldum ve hemen katılmak istediğimi söyledim. Saçlarımın boyanması gerekiyordu. Biz de yeni yeni saçımın rengini değiştiriyorduk. Saçımın son halinin fotoğrafını gönderdim. Bana saçım hangi renge boyanması gerekiyorsa o boyayı yolladı ve nasıl kullanmam gerektiğini görüntülü olarak arayarak anlattı. Ben de kendim uyguladım. Eldivenime kadar tüm malzememi düşünmüş ve yollamış. Kendimi çok daha iyi hissediyorum. Teşekkür ederim.”

‘KENDİ BAKIMIMI KENDİM YAPMAYA KARAR VERDİM’Kuaförlerin kapalı olması nedeniyle uzun süredir kendisini bakımsız hissettiğini anlatan Ayşe Göksu da şunları söyledi: “Ben saçımın bakımını normalde hep kuaförüme yaptırırdım. Ancak kuaförler kapandı ve biz de evde kalmak zorundayız. Bu nedenle yine kuaförümün desteğiyle kendi bakımımı kendim yapmaya karar verdim. Kuaförüm beni zaten uzun süredir tanıyor. Saçımın rengini ve benim ne istediğimi çok iyi biliyor. Hazırladığı karışımı bana motor kurye aracılığıyla gönderecek. Ben de kendi saçımı kendim boyayacağım. Bu süreci hızlıca atlatıp normal yaşama geçtiğimiz günleri görmeyi diliyorum.”

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: Kuaförün müşterisiyle telefon yoluyla kurduğu canlı bağlantıdan görüntü,Müşterinin telefonda ne istediğini anlatmasından görüntü,Kuaförün evde karışım boyayı hazırlamasından görüntü,Kuaför Hülya Erkul ile röp.Kuaför Nur Kabak ile röp.

Haber: Eda Ebru NANECİ- Nevra UÇKAÇ – Kamera: Mücahit BEKTAŞ/ İZMİR,

Haber Kodu : 200505021

========================

Tütün üreticileri hayalleri için tarlada MUĞLA’da, koronavirüse karşı alınan tedbirlere rağmen tarımda üretim aksamadan sürüyor. Türkiye’de tütün üretiminde önemli konumunda yer alan Muğla’da aileler; çocuklarını okutma, genç kızlar ise çeyiz hazırlama hayaliyle tarlada çalışıyor.

Ege’de tütüne 1990’da kota getirilmesiyle umudunu zeytine bağlayan yüzlerce aile, Muğla ve ilçelerinde özel sektörün ihtiyaca göre alım yapması nedeniyle tütün ekimine yeniden dönüş yapmaya başladı. Kullanımı son yıllarda giderek yaygınlaşan makineler yardımıyla tarlalarını temizleyerek ekime hazırlayan çiftçiler, tütün fidelerini toprakla buluşturuyor. Çiftçiler, yaklaşık 3 ay sonra zahmetli bir tütün hasadıyla topladıkları tütün yapraklarını tek tek iplere dizerek seralarda kurutmaya bırakacak. Üretime katılan kadınlar ise saat 07.00’den akşam güneş batıncaya kadar 100 TL yevmiyle ile çalışarak ev ekonomisine katkı sağlıyor. Kadınların çoğu çocuklarının eğitim masrafı için genç kızlar ise çeyizini hazırlamak amacıyla tarlada çalışıyor. Yoğun iş temposuna aldırış etmeden birbirleriyle şakalaşan kadın çiftçilerin yüzlerindeki gülümseme ise eksik olmuyor.

‘TADI ACI OLSA DA HAYALLER TATLI’Çiftçi Yücel Ertan ise beraberindeki eşi, 3 kızı ve 2 oğluyla birlikte tütün dikimi öncesi naylon seralar altında fideler yetiştiriyor. Ertan, “Tütün ekimi için fide hazırlığı yapıyoruz. Fidenin iyi yetişmesi için içindeki otların temizlenmesi gerekiyor. Ben, eşim, 3 kızım ve 2 oğlum olmak üzere 7 kişi çalışıyoruz. Ülker yağmurlarının sona ermesinden sonra tütün dikimine başlayacağız. Bu yağmurlar geçmediği zaman toprakta sıkışma oluyor. Bu yıl 50 dönümlük alanda dikim yapacağız. Tütüncülük bizlere atalarımızdan kalma. Ayrıca gelir elde ediyoruz. Tadı acı olsa da tatlı hayallere dönüşüyor” diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜTütün fidesi yetiştirilen araziden genel görüntüTütün fidesi arazisinde çalışan kadınların görüntüsü Tütün dikiminden görüntü Çiftçi Yücel Ertan ile röp.

Haber– Kamera: Cavit AKGÜN/ MUĞLA, DHA)

Haber Kodu : 200505033

=========================== 

Hierapolis Antik Kenti’nde çiçeklerle görsel şölen

DENİZLİ’nin Pamukkale ilçesindeki UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Hierapolis Antik Kenti’nde açan kırmızı gelincikler, görsel şölen oluşturuyor.

Milattan Önce 2’nci yüzyılda Bergama Kralı 2’nci Eumenes tarafından kurdurtulan Hierapolis Antik Kenti’nde, 1957 yılından bu yana devam eden kazı çalışmalarına, koronavirüs nedeniyle ara verildi. Salgın nedeniyle 19 Mart’tan bu yana ziyaretçi alınmayan antik kent, sessizliğe büründü. Pamukkale’yi ziyaret için gelen turistleri tarihi dokusuyla kendisine hayran bırakan Hierapolis, bahar mevsimiyle birlikte çiçeklerle bezendi. Frotinus Caddesi ve Agora bölümleri, rengarenk çiçeklerle görenleri kendisine hayran bırakıyor. Özellikle tiyatro bölümünün çevresinde yer alan kırmızı gelincikler, görsel şölen oluşturuyor. Tarihi kalıntılar arasında açan gelinciklerin oluşturduğu görüntü, ilkbaharın güzelliğini yansıtıyor. Antik kentte drone ile çekilen görüntüler, görenleri hayran bıraktı. GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜAntik kentten drone görüntüleriAntik kentten genel detaylarDrone ile çekilen gelincik görüntüleriTiyatro bölümü ve Frotinus Caddesi’nden drone görüntüleriGelincik ve diğer çiçeklerden görüntüler 

Haber-Kamera: Deniz TOKAT/ DENİZLİ,

Haber Kodu : 200505043

======================

Kısıtlamanın kalktığı Antalya’ya gece yarısından itibaren girişler başladı 

KORONAVİRÜS tedbirleri kapsamında seyahat yasağının kalktığı 7 ilden Antalya’ya girişler gece yarısından itibaren başladı. Kent girişlerinde yasağın devam ettiği 24 ilden gelenler için kontroller sürüyor. Antalya Valisi Münir Karaloğlu, kısıtlamanın sürdüğü 24 ilden S Belgesi olmadan gelenlere idari ceza uygulanacağını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada 3 Nisan’da 31 ile getirilen seyahat yasağının Antalya’nın da aralarında bulunduğu 7 ilde saat 24.00’ten itibaren kaldırılacağını söyledi. İçişleri Bakanlığı, 81 il valiliğine genel gönderdi. Genelgede şu ifadelere yer verildi:

“Adana, Ankara, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Eskişehir, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Manisa, Mardin, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon, Van ve Zonguldak olmak üzere toplam 24 ile yapılacak kara, hava ve deniz yolu ile (toplu ulaşım aracı, özel araç vb.) gerçekleştirilecek tüm giriş/çıkışlar 15 gün süreyle kısıtlandı. Buna karşılık Aydın, Antalya, Erzurum, Hatay, Malatya, Mersin ve Muğla illerimize hava, kara ve deniz yoluyla yapılacak giriş/çıkış kısıtlaması kaldırıldı.ö

Yasağın kalkmasının ardından Antalya’nın giriş noktalarından olan Döşemealtı’ndaki kontrol noktasında şehirlerarası yük taşıyan TIR’lar ise yoğunluk oluşturdu. Kısıtlamanın kalkmadığı 24 ilden gelenler için kontrolün devam ettiği noktada görev yapan ekipler gelen araçları durdurdu. Araçlardakilere nereden geldikleri sorulurken, ikametleri Antalya dışında olanların izin belgeleri kontrol edildi. Kısıtlamanın sürdüğü 24 ilden birinden gelen ve seyahat izin belgeleri olmayanların kente girişine izin verilmedi. Kente giren araçlarda bulunan herkesin ise ateşleri ölçülüyor.

Aracıyla İstanbul’dan gelen Türk Havayolları’nda görevli pilot Erdal Tuna, “Askeri personeli taşımak için görevliydim. Önce İstanbul’dan İzmir’e, ardından da İzmir’den de Hakkari Yüksekova’ya uçarak asker kardeşlerimizi taşıdık. Şimdi de İstanbul’dan Antalya’da evime döndüm. Sayın Cumhurbaşkanı 00.00’dan itibaren yasağın kalktığını söyledi. Kısıtlamanın kalkması benim için de vatandaşlarımız için de daha iyi olduö dedi.

Antalya Valisi Münir Karaloğlu sosyal medya hesabından kısıtlamanın kalkması ile ilgili açıklama yaptı. Kısıtlamanın sürdüğü 24 ilden S Belgesi olmadan gelenler hakkında idari işlem yapılacağını söyleyen Karaloğlu, “Sevgili Antalyalılar; Bugün Sayın Cumhurbaşkanımız açıkladı. Seyahat kısıtlaması olan 30 büyükşehrimizin 7’sinde, bu gece 24.00’ten itibaren kısıtlamalar kaldırıldı. Korona mücadelemizdeki pozitif durum dolayısıyla, bu yedi şehir arasında Antalya’mız da var. Bugün 24.00’den itibaren şehrimize seyahat kısıtı devam eden 24 vilayetten S Belgesi olmadan gelenler, kontrol noktalarımızda tespit edilirse, haklarında idari işlem yapılacak ve şehre sokulmadan geri gönderileceklerdirö dedi.

Karaloğlu, “Titizlikle yürüttüğümüz mücadelenin meyvesi olarak, sizlerin de desteğiyle, ülkemizde normalleşmenin başladığı öncü şehirlerden biri olduk. Mücadelemizde bizlere destek olan tüm hemşehrilerimize, çok teşekkür ediyorum. Korona mücadelemizde, geldiğimiz nokta umut verici ancak, henüz bitmedi. Mücadelemiz kararlılıkla sürecek. Bunun için, lütfen gevşemeyelim. Tedbiri elden bırakmayalım. İnşallah, başaracağız. Hep birlikte koronasız günlere ulaşacağızö diye konuştu.

Kaynak: DHA

Bunlarıda Okuyabilirsiniz